27 Ekim 2011 Perşembe

Yağmurlu Bir Sabah

Elif uzun uzun baktı arkasından. İnanası yoktu. Şaşkınlığı çoktu. Hani daha dün değilmiydi masada ki neşeli konuşmalar. Daha dün değilmiydi yapılan planlar. Sanki sesini çıkaramıyordu. Bağırsa kendi bile duyamayacaktı. Mıhlanmış gibi kapıdan ayrılamıyordu. İstese de adım atamıyordu. "Ne yapacağım şimdi" diye düşündü... Ama kafasının içi bomboştu. Ne düşünebiliyordu. Ne de hareket edebiliyordu. Sonunda yavaşça arkasını döndü. Eve doğru yöneldi ve kapıyı arkasından kapattı. Bir süre orda bekledi. Peşinden telefon etmesi gerektiğini düşünüp yukarı doğru yavaşça çıktı. Bir süre elinde telefonu bekledi, derin bir nefes aldı. Sonra
Hakan'ın numarasını çevirdi. Ne diyeceğini bilmiyordu. Hakan telefonu açıp
-"Naber Elif" dedi...
Elif bir türlü sesini çıkaramıyordu....
Hakan bir şeylerin ters gittiğini anlamış ve "Ne oldu" diye soruyordu devamlı.
Sonunda Elif
-"Kaan" diyebildi. Artık çığlık çığlığa ağlamaya başlamıştı. Durduramıyordu kendini. Derin bir nefes almasını söyleyen Hakan'ı dinledi. Bir kaç kez derin nefes aldı.
-"Bu sabah Kaan İzmir'e gitmek için yola çıkmıştı. Yeni mallar alacaktı dükkana. Az önce 2 polis geldi. Telefonla bana ulaşamayınca eve gelmişler. Kaan İzmir'e 10 km kala kaza yapmış. Bir araçla çarpışmış."
Bu sefer Hakan'ın sesi çıkmıyordu. Olamazdı. Abisi iyi araba kullanırdı. Kesin yanlışlık vardır diye söyleniyordu içinden.
Elif devam etti
-"Diğer araçtakilerden biri ölü diğeri yaralı. Kaan'ın arabasında ise biri daha varmış. Kimliği belirsizmiş. Bir kadınmış. İkisi de ölmüş."
Hakan hemen O'nu alacağını söyleyip telefonu kapattı.
Elif öylece oturmaya devam etti...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder